14 Temmuz 2010 Çarşamba

TAKMA DİŞİN SONU GÖRÜNDÜ

TAKMA DİŞİN SONU GÖRÜNDÜ

Japon bilim adamları, farelerde kök hücreden diş üretmeyi başardılar. Bunun protezi tarihe karıştırabileceği belirtiliyor. BBC ve Daily Mail'in haberine göre, Tokyo Bilimler Üniversitesi araştırmacıları, kök hücrelerle bir dişin büyümesi için gereken "bilgiyi" içeren dokuyu, farenin çene kemiğine naklettiler. Laboratuvar ortamında 5 gün boyunca çoğaltılarak minik bir kök haline gelen doku, farenin çene kemiğinin derinlerine nakledildi. 5 hafta sonra, dişin ucu diş etini yararak çıktı. 7 hafta sonraysa normal bir dişin sertliğine ve hassasiyetine sahip, yiyecekleri kolayca öğütebilen bir dişe dönüştü.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada deney birçok kez tekrarlandı ve dişin tamamıyla kullanışlı olduğu görüldü.

Deneyin fareler üzerinde yapılmasına karşın, bunun insanlarda da "kendi dişlerini büyütmenin" yolunu açabileceği belirtildi.

Tekniğin, hastalıklar veya yaş dolayısıyla yıpranmış kalp, akciğer, böbrek gibi diğer organların yedeklerinin de vücutta üretilmesini sağlayacak şekilde geliştirilebileceği ifade edildi.

Hücrelerin fare embriyonlarından alındığını belirten bilim adamları, diğer tür hücrelerden de diş elde etmenin mümkün olduğuna inanıyor.

İMPLANT TEDAVİSİNDE SÜNGER DOKU MUCİZESİ

İMPLANT TEDAVİSİNDE SÜNGER DOKU MUCİZESİ

Ağızda sinüs boşluklarındaki kemik kayıplarının sünger doku kullanılarak elde edilen canlı yapıyla tamir edilmesi sayesinde implantın daha uzun ömürlü olduğu bildirildi.

İmplant tedavisinde, ağızda sinüs boşluklarındaki kemik kayıplarında yeniden kemik oluşumunun sağlanabilmesi için ''Platal Rich Plazma'' adı verilen yöntemin son 1 yıldır rutin olarak uygulanmaya başlanmıştır.

"Sinüs tabanının ameliyatla yükseltilerek kişiden alınan kemik veya sentetik tozların oluşan boşluğa yerleştirildiği eski yöntem, hem hasta açısından zahmetliydi hem de kemik kalitesi düşüktü. Oysa yeni yöntemle oluşturulan kemiğin yüzde 98'i canlı. Kemiğin canlı olması, ileride meydana gelebilecek kemik erimesini engelliyor. Bu da implantın daha uzun ömürlü olmasını sağlıyor."

Yakın bir zamanda çenenin diğer bölümlerindeki kemik kayıplarının giderilmesinde de uygulanması öngörülen yöntemle süngerimsi bir maddeye hastanın kendi kanı ve kemik büyüme proteinleri karıştırılarak hazırlanan jelin sinüs boşluğuna yerleştirildiğini kaydeden Özzeybek, ''Bu jel 6 ay sonra kemik haline geliyor. Bu da sinüs bölgesinde 10-12 milimetre genişliğinde canlı kemik oluşumu sağlıyor'' şeklinde konuştu.

Tam dişsizlikte yeni tedavi

Uzmanlar, implant tedavisindeki yeni yöntemlerden birinin de tam dişsizlikte uygulanan ''All on 4'' yöntemi olduğunu bildirdiler.

Tam dişsizlikte başvurulan bu tedavide alt ve üst çeneye uygulanan 4'er implanta sabit protez takıldığını kaydeden uzmanlar, yaygın tedavide ise tek çene için en az 6-7 implant yerleştirmek gerektirdiğini söylediler.

Mevcut yöntemde implantların düz ve birbirine olabildiğince paralel yerleştirildiğini belirten uzmanlar, yeni yöntemde ise boyları daha uzun olan yanlardaki implantlardan 2'sinin farklı açılarda yerleştirildiğini, bunun da implant sayısını azalttığını anlattılar.

İleri derecede erimiş kemik kayıplarında başarılı sonuçlar alındığı ve daha az cerrahi müdahale gerektirdiği için bunun hastalar tarafından tercih edilen bir yöntem olmaya başladığını ifade eden uzmanlar, ''Yaygın yöntemde aşırı kemik kaybının olduğu durumlarda öncelikle bu kaybın giderilmesi gerekiyor. Oysa bu yöntemde hasta kemik kaybı giderilmeden de protezine kavuşabildiği gibi, tedavi daha az sayıdaki implantla başarıya ulaşıyor'' dediler.

ÇOCUK ORTODONTİSİ

ÇOCUK ORTODONTİSİ

Ortodontik tedavilerin büyük çoğunluğu, süt dişlerindeki çürükler sebebiyle dişlerin erken kaybı sonucu oluşur. Erken çekilen süt dişleri, daimi dişlerin yerleşmesi için gerekli olan yerin kaybedilmesine ve dolayısı ile sürmekte olan daimi dişin ağızda yer bulamamasına sebep olacaktır.

Bazı durumlarda, süt dişlerinde çapraşıklıklar olmasa dahi, daimi dişlenmeye geçerken kalıtımsal sebepli iskeletsel ve dişsel bozukluklar oluşabilir. İskeletsel bozuklukların oluşmasında, parmak ve emzik emme gibi kötü alışkanlıkların da etkisi vardır. Bu alışkanlıkların erken yaşta bırakılması, bu bozuklukların ilerlemesini durdurur, bazen de düzeltebilir. Burun solunumunun engellendiği bazı durumlarda da (bademcik ve geniz eti varlığı gibi durumlar) iskeletsel sorunlar oluşacaktır. Bu gibi sorunların erken tanısı ve tedavisi amacıyla, her çocuğun ortodontik muayeneden geçmesi gereklidir.

Çocuklar için ilk ortodontik muayene zamanı, kalıcı dişlenmeye geçiş zamanı olan 6-7 yaşlardır. Ortodontik muayene sonucu, dişsel bozuklukların oluşmasında rolü olan faktörler görülerek, çözümler bulunabilir, ve büyüme gelişme safhası sonrasında tedavi edilmesi çok zor olan iskeletsel bozuklukların tedavisine başlanabilir. Ortodontik muayene sırasında, anne ve babalara da, cocuklarının diş değiştirmesi sırasında dikkat etmeleri gereken konular hakkında bilgi verilir. Bu sayede, anne ve babalar da, erken teşhise yardımcı olabilirler.

KOMPOZİT REÇİNE NEDİR?

KOMPOZİT REÇİNE NEDİR?

İçinde silikon dioksit parçacıkları olan bir plastik karışımdır. Diş renginde olduğu için beyaz dolgu olarak tanımlanırlar. 1960'larda yalnızca ön dişlerde kullanıldıkları halde materyalin ileri derecede geliştirilmesiyle çiğneme basınçlarına dayanıklı ve daha az aşınan bir dolgu maddesi larak arka dişlerde de başarılı olarak uygulanabilmektedirler.

KOMPOZİT DOLGU NASIL YAPILIR?

KOMPOZİT DOLGU NASIL YAPILIR?

Kompozit dolgular, hazırlanmış kavitelere tabaka tabaka yerleştirilir ve her tabaka özel bir ışık ile sertleştirilir. Bu işlem bitince kompozit dolgular dişe göre şekillendirilir ve düzeltilir. Bütün bu işlemler amalgam dolgu işleminden daha uzun sürer. Ancak amalgamın en az iki katı kadar daha pahalıdır. Kompozit dolguların ağızda kalma süresi de 7-10 yıldır ki bu süre amalgamın ömrüne yakındır. Ancak çok büyük dolgularda durum amalgamın lehinedir.

KOMPOZİT DOLGU,AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI

KOMPOZİT DOLGU,AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI

Bu dolguların en büyük avantajları estetik olmalarıdır. Ayrıca bu dolgular dişlere iyice bağlandığı için diş dokularını destekler, kırılmaları ve sıcaklık geçmesini engeller. Kompozitler, yalnızca çürükleri restore etmek için değil, dişlerin rengini ve biçimini değişitirerek kozmetik etkileri için de kullanılabilmektedirler. En önemli dezavantajı işlem sonrası duyarlılıkların olmasıdır. Dolguların renkleri, kahve, çay gibi boyayıcı yiyeceklerle de hafifçe değişebilmektedir.

KOMPOZİT RESTORASYONLAR SONRASI HASTALARA UYARILAR

KOMPOZİT RESTORASYONLAR SONRASI HASTALARA UYARILAR

Kompozitlerde de artık aynı seansda polisaj işlemi yapılabilmektedir.Ancak çok büyük restorasyonlar ya da çok diş için yapılan seri restorasyonlarda hastayı bir defa daha kontrole çağınp varsa gerekli düzeltmeleri yapmak hem estetik hem fonksiyon açısından çok daha iyi olacaktır.

Bu mateyallerle ön dişlerde çok büyük kayıplar restore edilebilmekte bu nedenle hastaların ısırmada dikkatli olmalarının bu restorasyonların ömrünü uzatacağının da anlatılması gerekmektedir.Özellikle fasial yüzde yapılan uygulamalardan sonra ne kadar iyi polisaj yapılmış olsa da boyayabilen yiyecek ve içeceklerin dolguların renklerini değiştirebileceği yine hatırlatılmalıdır.Aşınma nedeni ile restore edilmiş dişlerde daha çok dikkat edilmesi gereken şey de hastaya çok sert olmayan diş fırçaları önermek ve fırçalama yöntemlerinde düzeltmeler yapabilmelerini sağlamaktır.Bu öneriler geniş fasial yüz restorasyonlan için de geçerlidir.